10 Ağustos 2007 Cuma

DSA

Bir süredir bacağımdaki kasılmalar nedeniyle doktora gidiyorum... Röntgen, renkli doppler vs derken bir de DSA çektirmemi istedi... Hatta doktorum, filmin çekileceği yerden randevumu bile aldı...

Lay, lay, lom diyerek işyerimden 1 saat izin aldım ve filmin çekileceği yere gittim. Soyun dediler soyundum, yat dediler yattım... Yüzümün önündeki kocaman makina parçası dışında bir şey göremeyerek bekledim... Şöyle bir şey işte:


Cart diye bir iğne girdi kasığıma, sonra "kasılmayın iğne yapıyorum" dedi bir kadın... Çok canım yandı... Sonra tekrar bekledim, biri daha geldi ve bir cart daha.. Daha çok canım yandı...
Ben: "Ya bir şey rica edicem, bir daha iğne felan yapmadan önce haber verir misiniz?"
Onlar: "Yok bitti bile, şimdi anjiyonuzu yapıcaz".

Ne, ne, ne, neeeeaaaa???!!!! bile diyemeden, bol miktarda ter dökerek, hatta kan şekerimi düşürerek işlemin bitmesini bekledim. Yani, DSA dedikleri şeyin A'sı anjiyo demekmiş, tam açılımı ise Digital Substruction Angio...

Sonra kasık üzerinde kum torbaları ile 1,5 saat yattım. Sonra eve gidip akşama kadar daha yattım, sonra 2 gün rapor alıp 48 saat daha yattım... Son 24 saat olağan bir pazar günü geçti, o kadar iyiydim yani... Doktorun "dizine kadar morarma olabilir" hatırlatması ise gereksiz kaldı, ikinci günde kızarıklık bile yoktu.

Sonuçta: doktor direkt anjiyo dese, belki stres yapacaktım, belki yaptırmamak için bahaneler bulacaktım. Ama okuduğunuz üzere, ikinci bir "oldu da bitti maaşallah" vakası yaşadım. Gerçekten de oldu da bitti...


Ek:
Bacaklara giden aorttaki ayrımdan hemen sonrasında sol taraf "nerede ise tamamen", sağ taraf ise "yarıdan fazla" tıkalı..

Ek 2:
Sanırım haftaya "Stent taktırma ya da balon operasyonu" başlıklı bir girişim daha olacak...

1 yorum:

robocub dedi ki...

gecmis olsun cep ayusu