15 Ekim 2008 Çarşamba

İstiyom - 2


Dün yolladığım girişten sonra üzerinden çok geçmedi ki, gidip kendime hediye aldım... Bakınız yukarıdaki resim.

Ama... ama... ama... ben kutuya dönüşebilen bir tane istiyorum.. Tamam bu da kutu olabiliyor ama parça değiştirmek, parçaları çıkarmak felan gerekiyo.. Hile yapıyolar yani...


Ek: Evet, bu da Çin malı... Orada üretilmeyen ne kaldı ki... Yakında Hollywood filmleri de orada çekilecek...

14 Ekim 2008 Salı

İstiyom

Bana hediye almak isteyenlere açık duyuru:

a) Bundan istiyorum, bulabilirseniz...




b) Kostak beyefendi hazretlerinin içine ettiği lap top çantamın yerine yenisi de olabilir..
c) Bana şöyle sıkıca bi sarılabilirsiniz, bu daha makbule geçebilir... :)

6 Ekim 2008 Pazartesi

Çok kıskandım "18200"



İngiliz'in biri (adını kıskançlığımdan anmıyorum) 18200 parçalık puzzle'ı bitirmiş... Kıskandım, hatta ortadan ikiye ayrıldım diyebilirim....

Haber için buraya tıklayın.

3 ayda, 350 saat çalışarak yapmış... Ben daha kısa sürede yapardım, eminim....

Hıh...

24 Eylül 2008 Çarşamba

Söylenmişi var

This idiot won't let me go, something penetrating the mind.
I tell you now my little puppet, you've suffer me.
You want to let me go to live and over come your life
and ensure you survive.
Little puppet don't die.
Let me, let me die.
Little puppet don't die.
Let me, let me die.
Little toy don't die.
It's all been a lie and I'll never come to know why
I learn to discover you're leading me now.
It's all been a lie I don't ever want to know why
You've mastered the art of deceiving me now.

2 Eylül 2008 Salı

Doğum günü kutlu olsun

Sevgili yaramaz oğlum, Kostak beyfendi hazretleri haşmetmeab, 1 Eylül 2008 itibarı ile 1 yaşına girdi...

Pastası yoktu ama bir kase süt ve bir tabak tavuk köfte ile kutladık, hediye olarak da uzun bir balkon keyfi aldı. Yarın bi oyuncak alayım bari.

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Eskilerden: Depresyonun en dibi

Gecenin içine kaçıp gider gibi ortadan kaybolmak istiyorum. Herkesin gittiğimi bilmesini, herkesin artık beni yok saymasını istiyorum. Gitmek istiyorum ama bir anda değil, yavaş yavaş; gittiğimi göstere göstere, ben gidiyorum çığlıkları ata ata. Herkesin duymasını, herkesin bilmesini, herkesin beni unutmasını istiyorum; her şeye rağmen.

Bunca yılda yaptıklarımı akıllardan silemem ama hiç kimsenin onları benim yaptığımı hatırlamasını istemiyorum. Bunca yılda yaşadıklarım bilinsin ama yaşayanın ben olduğumun unutulmasını istiyorum. Her şeyin, herkesin bensiz güvenli ve sağlam şekilde devam etmesini, aksamamasını, devam etmesini istiyorum; her şeye rağmen.

Sevdiklerimin mutluluğunun sürekli olmasını, gittiğim için üzülmemelerini istiyorum. Birlikte yaptıklarımızı, birlikte yaşadıklarımı hatırlasınlar ve bensizken bunları hatırlasınlar ama tekrarlayamayacaklarımız için üzülmesinler istiyorum; her şeye rağmen.

Başkalarında yaşadığım hayatın artık sona ermesini, hayatımı kendi kendime yaşayabilmeyi; yaşadıklarımın benim olmasını istiyorum.

Ek: Yeni bir yazı değil... 2 Kasım 2006'da yazmışım... O zamandan bu zamana ne kadar az şey değişmiş...

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Bu ne beee - 2

Ceplerimin boşaldığını bildiğinden, rüzgar esmiyor artık ellerime. O da biliyor artık bende ne can kalmış ne cana dair bir umut. Gözlerimi kapatıp, o bir türlü doğmayan ve belli ki doğmayacak ışığa veda ediyorum. Ne yol kalıyor, ne yolun karşısı, ne uzaklar.

Kollarımla boşluğu sarıp tenimi gelmeyen sabahın gecesine bırakıyorum sessizce. Hissediyorum ki gece sinsice sokuluyor, örtüyor, kapatıyor; yeni bir ten oluşturuyor bedenime. Sakince karşılıyorum geceyi.

Geriye benden ne kalacağını bilmesem de, aklımın gerisinden duyulmaya başlayan gecenin anlatılmaktan eskimiş hikayelerine teslim ediyorum kendimi...

Karşı koymadan...

Kıpırtısızca...

Ve zaman tükeniyor...




Ek: Yiğenimin düğününde, yine cep telefonu ile bu kez kendime göndererek yazdım. İnsanlar orada eğlenirken ben bir köşede bununla uğraştım, sonra da bunu da geceye bağladım ya, aferin bana. İyi halt...

Ek2: İlk bölüm ile arasında kopukluk oldu, bi ara gaza gelirsem o boşluğu doldurayım.